karanlığa konuşuyorum. biliyorum, duyan kimse yok. yardım çığlıkları yerine şenşakrak nameler fırlatıyorum boşluğa. ne farkeder ki belki böyle iyi hissedebilirim diye. insanları kandırmak çok zevksiz ve anlamsız. ben kendi kendimi kandırıyorum artık.
gerçeklerin kafasına bası

sokuyorum klozete. o foseptik suyunda boğulup geberip gitsinler diye. o iğrenç su bulaşıyor suratlarına gözlerine kaçıyor nefes alamadıklarından, burun deliklerinden ciğerlerine kadar gidiyor. bütün gücümle bastırmaya diğer uzuvlarımla da tekmelemeye acı vermeye devam ediyorum. fokurtular geliyor tuvaletin içinden çaresiz çırpınışlar çığlıklar inlemeler. kusmamak için zor tutuyorum kendimi ama devam ediyorum çünkü biliyorum acırsam ve bir anlık izin verirsen nefes almalarına, yine ele geçirecekler tüm benliğimi. kasılıyorlar kasılıyorlar sonra çaresiz bırakıyorlar kendilerini ölümün sonsuzluğuna. işte ! diyorum bir tane daha gerçeği temizledim kurtuldum ondan artık bana zarar veremez. tek yapılacak şey cesedi bir şekilde ortadan kaldırmak. çok pis kokuyor etraf. her tarafa sıçramış, üstüme, pantalonuma bulaşmış o sıvı. miğdem bulanıyor kafası klozette olan vucudun sırtına kusuyorum tutamıyorum kendimi. hem ne olur ki, ölü artık o.
ceset çöptür. çöpe atmaktan başka hiçbir şeye yaramaz ne yani bir de her biri için mezarlar, anıtlar mı yaptırayım bakın bu çocukluğum , bu herşeyi bildiğimi sandığım zamanlar, bu sevgisiz insanlık .... evet her biri bir gerçekti ve hepsini geberttim bunlarda mezarları mı diyeceğim insanlara gösterirken.
hayır tabii ki bir an evvel, daha da berbat kokmadan kurtulmam lazım, şu cansız yatan pislikten diye emin olmak için geberdiğine bir süre daha zı

lıyorum üstünde. bana mısın demiyor. hareketsiz yatıyor. iğrene iğrene omuzlarından tutup, kaldırmaya çalışıyorum. tuvaletin deliğinin şeklini almış suratı, mosmor dudakları, kaldırdığımda ıslak saçlarından tutam tutam pislik akıyor.
ne yapsam diye düşünüyorum. parçalamak ve sonra kimseye çaktırmadan çöpe atmak iyi bir fikir gibi geliyor. hemen gerekli alet edavatı toparlamaya çıkıyorum tuvaletten, bulabildiğim en büyük ve kesici aletlerle geri geliyorum soluk soluğa. bir de bakıyorum saatlerdir üzerinde tepindiğim geberip, yokolup, tarih olduğuna emin olduğum -aşk- kalkmış duş alıyor. bir de suratındaki o hiçbirşeyden habersiz umursamaz aptal mutluluk ifadesini biraz buruşturarak konuşmaya başlıyor: -burası niye böyle kötü kokuyor üstüm başım da rezil olmuş. naaptın bana aşkım?? sıcak su yok mu? bu su buz gibi...
içeri geçip bir sigara daha yakıyorum.
nisan 2002
alı p makinalarını çıksana sokaklara ya istanbul'da sonbahar modunda..bi furcam görcen gününü uyuuus
--
so please save the last dance for me.
--
for
--
gravity fucks with me.
--
i want it now..
--
gravity fucks with me.
--
Knock Knock
Who's there?
Acid!
Acid who?
Acid down and be quiet!
teşekkürler favori için...
--
"only 90°, please"
--
Stillbirth is a sign that God has a sense of humour.
Previous Page12345...Next Page